Eğlence, hayatın en sade ama en etkili ilaçlarından biridir. İnsan ne kadar yoğun, ne kadar stresli olursa olsun, küçük bir tebessüm bile içindeki yükü hafifletmeye yeter. Günlük yaşamın koşuşturması içinde bazen kendimizi fazla ciddiye alır, en küçük şeyleri bile büyütürüz. Oysa biraz gülmek, biraz rahatlamak, her şeyin aslında o kadar da karmaşık olmadığını hatırlatır. Komik anılar, beklenmedik hatalar ve günlük hayatın içindeki küçük aksaklıklar, zamanla en çok güldüğümüz anlara dönüşür. İnsan bazen kendi yaptıklarına güler, bazen de hayatın sürprizlerine. Bu anlar, hayatın monotonluğunu kırar ve insanın ruhuna iyi gelir. Çünkü gülmek sadece bir tepki değil, aynı zamanda bir rahatlama ve yenilenme halidir. Hayatın içinde eğlenmeyi bilen insanlar, zorluklarla daha kolay baş eder. Çünkü her şeyi fazla ciddiye almamak, insanın yükünü hafifletir. Küçük şeylerden keyif alabilmek, anın tadını çıkarabilmek ve gerektiğinde kendine gülebilmek, insanı daha mutlu yapar. Sonuçta hayat, sadece sorumluluklardan değil, aynı zamanda gülümsemekten ve güzel anlar biriktirmekten ibarettir. En yeni ve en güzel sözler için Söz Sepeti her zaman yanınızda!
Sabah erken kalkacağım diye alarm kuruyorum, sonra alarmı kapatıp kendi kendime söz veriyorum ama yine uyuyorum, en güvenilmez kişi yine benim.
Diyete başlıyorum, buzdolabı bana bakıyor, ben ona bakıyorum, sonunda kazanan yine yemekler oluyor ve iradem sessizce ortadan kayboluyor.
Spor yapacağım diye karar alıyorum, sonra yatakta uzanıp spor yapanları izliyorum ve kendimi psikolojik olarak aktif hissediyorum.
Telefonu elime sadece saate bakmak için alıyorum, bir bakmışım yarım saat geçmiş, saat hala aynı ama ben kaybolmuşum.
Bir şey unutmayayım diye sürekli tekrar ediyorum, sonra başka bir şey düşününce ilkini tamamen unutuyorum, hafıza beni yine yarı yolda bırakıyor.
Erken yatayım diyorum ama tam o sırada hayatımın en önemli düşünceleri aklıma geliyor, gece beyin toplantısı başlıyor.
Ciddi olmaya çalışıyorum ama aklıma saçma bir şey geliyor, kendimle göz göze gelince bütün karizma anında dağılıyor.
Az yemek yiyeceğim diyorum, sonra tabağa biraz daha koyuyorum, sonra bir daha derken sonunda başa dönüyorum.
Birine akıl veriyorum, kendim aynı durumda olunca tamamen farklı davranıyorum, mantık beni uzaktan izliyor.
Temizlik yapacağım diye başlıyorum, eski bir şey buluyorum, oturup onunla ilgileniyorum, temizlik başka güne kalıyor.
Plan yapıyorum ama plan bana uymuyor, sonunda plansız yaşamanın daha az stresli olduğuna karar veriyorum.
Telefonu sessize alıyorum, sonra kimse yazmayınca sinir oluyorum, kendi kendime çelişmenin ustası olmuşum.
Bir işi hemen yapacağım diyorum, sonra “birazdan yaparım” deyip unutuyorum, zamanla yarışmayı sürekli kaybediyorum.
Uykum yok diyorum, kafamı yastığa koyunca dünya ile bağlantım anında kesiliyor, beynim fırsat kolluyormuş meğer.
Bir yere erken gideceğim diye hazırlanıyorum, tam çıkacakken oyalanıyorum, yine geç kalmayı başarıyorum.
Cüzdanı koyduğum yeri unutmamak için özel yer yapıyorum, sonra o özel yeri de unutuyorum, sistem çöktü.
Bir şey ararken başka şey buluyorum, onu kurcalarken ilk aradığımı unutuyorum, dikkat seviyesi sıfıra iniyor.
“Bugün çok verimli olacağım” diye başlıyorum, gün bitince hiçbir şey yapmadığımı fark edip yarına erteliyorum.